Canlar; Harun Reşid bir Ramazan günü Behlül'e tembih eder: ‘’Akşam namazında camiye git, namaza gelen herkesi iftara davet et.’’ Akşam namazından sonra da Behlül 5-10 kişilik bir grupla çıka gelir.
Vaktin hesabıyla plan yapanlara bir çift sözüm olacak; ‘’Ne kadar plan yaparsanız yapın, plandaki olan değil nasipte olan gelir başımıza.’’
İnsanoğlunun rızkını temin etme peşinde, en az bugünkü kadar koştuğu
devirlerden birinde, bir adamcağızın yolu gu
Bu kıssadan nasibimize düşen, önce hazreti insan olabilmektir erdemli ve vakur olabilmektir. Erdemi şiar edinen dost; unutma sen şeytandan daha akıllı ve daha iyilikseversin. Yeter ki, gaflet ve cehaletin batağında saplanıp kalma!
Aziz Mahmud Hüdayi Üftade hazretlerine öğrenci olmak ister. Üftade’nin yanına gittiğinde Üftade ona şöyle der:” Sen mal mülk sahibisin, burası ise yokluk kapısıdır. Atın bile gelmek istemediğinden dolayı kayalara saplanmadı mı?”
Hikaye Anlatıcılığı insanlara bir olay, durum veya deneyimi anlatma sanatıdır. Yüzyıllardır, kültürleri, bilgileri, değerleri ve duyguları aktarmanın en etkili yollarından biri olmuştur. Hikaye anlatıcılığı, sadece bir mesaj iletmek değil, aynı zamanda di
Emin olduğum tek şey var, bu dünya bir beyaz perde ve herkes bu perdede bir suret... Suretler şavk tan süzülen ölçü neticesinde hayal perdesinde ya kazanır yada kaybeder...
Işığın suretlerimize yansıttığı ateş neticesinde yangına körükle gideceğiz ve dah
Ramazan dönemlerinde anlatılan meddah hikâyeleri, insanın kültürel belleğinde derin izler bırakmıştır. Meddahlar, sözlü anlatım biliminin temsilcileridir ve Ramazan'da, özellikle iftar sonrası toplulukları bir araya getirerek dini ve kayıtlı değerleri hik
Masal anlatıcılığı, sözlü kültürün en eski ve en etkili anlatım biçimlerinden biridir. Masallar, hayal gücünü besleyen, eğitici ve eğlendirici hikâyelerdir. Anlatıcının ses tonu, beden dili ve anlatım tarzı, dinleyiciyi hikâyeye çekmede büyük rol oynar.
Sultan Murat Han gece gördüğü rüyanın etkisiyle kendisinde değildir yani hasılı o gün bir hoştur. Telaşlı görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil.
Bir gün bir sahabe, Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in (sav) huzuruna gelerek cahiliye devrine ait bir vahşiliği şöyle dile getirir: Ya Resulallah! Biz cahiliye devrinde kız çocuklarımızı diri diri toprağa gömerdik.
Hiçbir etkili konuşma yoktur ki içinde hikaye olduğu vakit sıkıcı geçsin, anlaşılması güç olsun. Anlatımı güçlendirmek, öğretici olmak ve dinleyenleri sıkmamak için en iyi yol hikâyelerdir.
Muradiye Öğretim Kurumlarının bünyesinde hizmet veren MURADİYE
Adaletiyle ve cesaretiyle bilinen Hz. Ömer’in(r.a) bir
güzel sözüyle başlayalım hikayemize.
‘’Beni kimsenin bilmesi önemli değil. Rabb’im bilsin yeter. Kim ne derse
desin bana Rabbim kulum desin yeter.’’
Öküzler birer birer aslanların pençesinde can verirken, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri liderlerine, "Ne oldu bize, nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa vaktiyle ne kadar güçlüydük" diye sormuş.
Hak dostum hak diyerek başlayalım bir başka hikâyemize… İsim isme, cisim cisme, semt semte benzer, geçmiş zaman söylenir, yalan gerçek vakit geçer demişler. Canlar geçen zamanın kıymetini bilmek için sizleri Semerkant’a götüreceğim...
Şehzade Mehmet'in Rüyası adlı bu meddah hikayesi, öğrencilerin tarihi hem eğlenerek hem de dramatik bir şekilde öğrenmesini sağlayan yaratıcı bir tiyatro çalışmasıdır. Meddah geleneği ve kukla tiyatrosu gibi geleneksel anlatım yöntemlerinin kullanılması,
Yalandan sakının! Çünkü yalan insanı kötülüğe, kötülük de cehenneme iletir. Kişi devamlı yalan söyler, yalan peşinde koşarsa Allah katında ‘yalancı’ olarak yazılır.”
Efendim şimdi sizlere paylaşacağım hikayede göreceksiniz ki
Doğruluk her türlü şartla