Işık ve pervane

Meddah: Huzuru hazirun, cemiyeti irfan, laindir, münafıktır, dinsizdir, kafirdir şeytan, şeytanın lainliğine münafıklığına dinsizliğine, Rahmanın Birliğine Eyvallah.

Emin olduğum tek şey var, bu dünya bir beyaz perde ve herkes bu perdede bir suret... Suretler şavk tan süzülen ölçü neticesinde hayal perdesinde ya kazanır yada kaybeder...

Işığın suretlerimize yansıttığı ateş neticesinde yangına körükle gideceğiz ve daha çoook ağlayacak yada güleceğiz...

Sen suretine yansıyan ışığın kıymetini bil,

Bırak diğer suretler ışığın kıymetini bilmeden çiftetelli ile eğlensin dursun, hatta kazandığını düşünsün...

O ışık elbet herkes için sönecek...

Sen yeter ki ışığın kıymetini bilmeyen yanlış gölgelerde mola verme...

Taşıdığı bedenin toprağa yansımasını sağlayan gölgeler,

onlara emanet edilen bedenleri sayesinde hu diyerek ışığa sema ederler…

Bedenin karanlığa düştüğü zamanlarda ışığın şavkı niyazında kaybolurlar... Kendisine bahşedilen nimetlerden bihaber yaşayan bedenler karanlığa düştüğü anlarda ışığın gücüne muhtaç olduklarını korku belası anlarlar…

Yardıma muhtaç ve aciz bedenlerinin emanet olduğunu bilmeden, sadece yaşamayı amaç edindikleri için köşeye sıkıştıklarında ölümün enselerine soluduğunu bilmelerine rağmen karanlıktan kurtulmayı amaç edinirler…

Karanlığın yakıcı yalnızlığından çıkmanın tek yolunun el açıp yardım istemekle olduğunu düşündükleri için her başı sıkıştıklarında avuçlarını gökyüzüne açıp dilekte bulunurlar...

 Halbuki Verilene şükredip avuçlarına emanet edilen dua kelebeğinin kanatlarına şükür dualarını okuyup sahibine teslim etmeyi unuturlar...

Ama gerçekler Bir gölge misali peşimizi asla bırakmazlar... İşte bu yürekler alışkanlıklardan mı desem, onlara öğretilen ,yada dayatılan doğrulardan mı desem bilemiyorum ama apaçık aşikar olan ışığı inkar edip yada görmezden gelerek gölgelerinin değerini bilemezler...

Sevgili gölgedaşım;

Gölgede kalanın gölgesi olmaz, gölgeni gölgelere mahkum etme ve gölgenin yegane sahibi olan hakka bu gecenin yüzü suyu nuru ışığının hürmetine yanacağını biliyor olmanın huzuruyla şemse pervane ol...

Gölgede kalmanın rahatlığı içerisinde olan gölgeler somutun peşinde koşma derdinde oldukları için şemsin aşkı onlara hiçbir şey ifade etmez... Ve kanatları yanma pahasına ışığına yaklaşan pervanelere sitem ederler.

Be hey pervane Öleceğini bile, bile mumun ışığına koşarsın be hey pervane gel gölgeye huzur bul…

Şemsin aşkıyla kanatları yanık pervane şu cevabı verir

Mum beni yakarmış, yanarmışım bunun ne önemi var? Gönlümde ibrahim ateşi var. Nemrut onu yakmak istedi, fakat o ateş İbrahim’e nasıl bi Gülizar oldu ise, mumun ateşi de bana gülistandır...

Gönül, cananın eteğini çekmez, canan ve sevda aşıkın yakasını çekerler... ben kendi isteğimle kendimi ateşe atmıyorum ki, boynumdaki aşk zinciri beni ateşe sürüklüyor. Mumun ateşine kavuştuğum zaman yanmıyorum ki, daha henüz uzaktayken o beni yakmıştı..."

Şair demiş " aşka uçma kanatların yanar"

Ve bir başka şair ise "aşka uçmadıktan sonra kanatlar neye yarar?"

Canlar: Bu kıssadır bir mecmua kenarına kaydolunmuş, biz de gördük söyledik ve bu kıssadan nasibimize düşen söz ''Gören göze karanlık perde olmaz; görmek istemeyen göze ışık ne yapsın?"

Efendim Karagöz e hacivatın bu kıssaya söyleyecekleri var

''Perde Kurdum, ışık yaktım, bilenlerin meclisine gel,

İbret alan gözlerle seyret, kesin olarak bilmeye gel!''

 

Efendim Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola! bir dahaki kıssada görüşmek ümidiyle…

 

 

Yorumlar
Hiç Yorum Yapılmamış. İlk yorumu siz yapın...

 
9 kez görüntülendi